Silivri’nin son günlerdeki gündemi Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimi…
Sabık eski başkan Necati Özkök, güreşe doymayan pehlivan misali Ali Tabakoğlu’na rakip… AKP’nin adayı Muammer Eren de okeye üçüncü…
Lafı dolandırmadan baştan söyleyeyim; ben bu seçimde tarafım. Seçimi Ali Tabakoğlu’nun kazanmasını istiyorum.
Nedenlerini, niçinlerini bir başka yazıda açıklarım, daha seçime zaman var.
Bugün bir başka konuya değinmek istiyorum, kulağıma bizzat şahitlerden aktarılan bir olayı…
Başbakan süpermarketlerin, büyük zincirlerin, megaların, grosların ve krizin altında ezilen bakkallara “ayar” veredursun, “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” oyunu yeni baştan sergilenedursun…
Küçük esnafın hakkını savunmak, dertlerine çözüm bulmak, yanlarında yer almak, “hamileri”, “ağabeyleri”, “başkanları” olmak için aday olan Necati Özkök’ü KİPA Alışveriş Merkezi’nde görenler olmuş…
Çoluğu çocuğu ile “kır gezmesine” çıkmamış tabi Özkök… Önünde arabası, elinde de alışveriş listesi varmıymış bilmem ama harıl harıl alışveriş yaptığını görenler “vallahi de tallahi de” diyerek aktardı…
Necati Özkök’ün mahallesindeki bakkala, kasaba, manava borcu mu var da kendisine mal satmıyorlar acaba?
Durun hemen kötü düşünmeyin, belki de “dur bakayım bu imansızlar ne yapıyor, nasıl kaça satıyor da benim küçük esnafımın, üyelerimin anasını ağlatıyorlar acaba?” diyerek “inceleme ziyaretine” çıkmış da olabilir… E öyle yaylaya camış otlatmaya çıkmış gibi elini kolunu sallaya sallaya gezersen marketin içinde şüphe çekersin, “tedbil-i kıyafet” hatta “tedbil-i eylem” olmak gerek… Kimsecikleri kıllandırmamak için “alışveriş yapar gibi” yapıyordur.
Efendim, kendi üyesi olan küçük esnafı, bakkalı, manavı, kasabı, nalburu, tekel büfesini, şarküteriyi… Eze eze, “alın bir darbe de benden” diye diye, hem de göstere göstere alışverişini büyük marketlerden yapan adamdan, o esnafa başkan olmaz, olamaz.
Çünkü o adam, yarın bugün grosmarketlerin, büyük zincir mağazaların şehrin hiç değilse biraz dışına çıkartılması, küçük esnafın olmayan rekabet gücünün kollanması için tek bir adım dahi atmaz, atamaz…
O adam, esnafın hakkını koruyamaz, derdine derman olamaz…
Bugün KİPA ile alışveriş yapar, yarın KİPA ile masaya oturur, öbür gün “timsah gözyaşı” akıtır…
Olan küçük esnafa olur, dertler aynı kalır, sorunlar dağ gibi yığılır, rakı masalarında da o dertler çözülmez, lafla peynir gemisi yürümez.
Hele hele esnaflığı, Esnaf Odası seçimini, “parti yarışına” çevirmeye çalışan zihniyetle, ne köy olunur ne kasaba…

Kategori :
Anahtar kelimeler: 



