KAAN GÖKTAŞ YAZIYOR!
Gazetecinin açık açık yazmaya “maçası yemediğinde” en kolay sığındığı taktiklerden biridir “rüyamda gördüm” demek… (Bir de “iddia ediliyor” vardır.) Ben de zamanında yapmadım değil, yaptım.
Ama bu sefer vallahi de, tallahi de, billahi de rüyamda gördüm. İnanmaktan başka çareniz de yok zaten, beynimin içinde misiniz yahu?
Rahmetli Şaban Baba’yı gördüm rüyamda… Şaban Demiray’ı… “Rüya tabiri yorumcularına” göre ne anlama gelir bilmem… Ya beni yanına çağırıyor, ya rüyadaki muhattabını…
“Gündüz niyetine” anlatayım efendim, belki bir yorumlayan çıkar… Hayır olsun…
Şaban Baba ile Özcan Işıklar, rüya bu ya, seçimde karşı karşıya gelmişler, açık oturumda “düello” yapıyorlardı…
Hani Selami Değirmenci ile meşhur “düellosundaki” gibi, hani eski belediye sinemasında düzenlenen canım… Yaşı benden büyük olanlar çok rahat hatırlar, ben hayal meyal anımsıyorum…
Şaban Baba, o zaman “sarı çocuk” a sorduğu gibi, şimdi de “kara çocuğu” sıkıştırıyordu…
“Özcaaaaaaan, oğluuuuuum… Belediye’den yandaşlarına o paraları nasıl dağıttın? Danışmanına, başkan yardımcına, partinin ilçe başkan adayına Belediye’den nasıl ihale verdin?”
“Özcaaaaaan, oğluuuuuum… Atilla Hiçyılmaz’a ihalede ‘şaralop’ yapıp 150 Milyar’ı nasıl verdin? Oğluuuuuum, beldelerin kapanacağını sen bilmiyor muydun?”
“Özcaaaaan, oğluuuuum…. Gıda Bankacılığı kurdun, şimdi nakit bağış alıyorsun… Oğluuuuum, sen değil miydin rakiplerini Beyaz Masa’da bağış alıp örtülü ödenekler yaratmakla suçlayan?”
“Özcaaaaaan, oğluuuuum… Gecenin saat ikisinde, Kavaklı’da ne işin var oğluuuuum, fazla mesaiden mi dönüyordunuz?”
“Özcaaaaan, oğluuuuuum… Partinde desteklediğin ilçe başkan adayının kazanması için kaç delegeyi işe aldın? Hani partizanlık yoktu oğluuuuuum?”
“Özcaaaaan, oğluuuuum… Belediye’de yasa dışı olarak kaç işçi çalıştırıyorsun? Mevsimlik işçileri sürelerini uzata uzata, kanuna karşı hile yapa yapa nasıl istihdam ediyorsun oğluuuuum?”
“Özcaaaaaan, oğluuuuuum… Zamanında ‘kaçak’ diye, ‘yıkacağız’ diye bas bas bağırdığınız Risus’u bir gecede nasıl yasal ilan ettiniz, açılışına katılıp da nasıl göbek attınız oğluuuuum?”
Nur içinde yatsın, Şaban Baba, Değirmenci’ye “Selamiiiiiiii, oğluuuuuuum ….” diye başlayıp o “meşhur” sorusunu sorduğunda, Selami Değirmenci dik durmuş, bir dahaki sefere “Sarı Çocuk’a bu sefer dokunmayacağım” demek zorunda kalmıştı Baba…
Özcan Işıklar, “ağabeyinden” onu da öğrenememiş ki, Şaban Baba’nın soruları karşısında “hık-mık” edip durdu… Rüya işte… “Kara Çocuk” a daha çok “dokunacak” demek ki Şaban Baba…
***
Geçen hafta “Silivri Kent Konseyi Başkan Danışmanı” olan Cem Güner’le, “aylaklık” günlerimizde (ben hala aylağım canım, bir tek terazim eksik, en “hassas” olanından…), ikimizin de “muhalif” olduğu dönemde (ben hala muhalifim canım…) “Özcan Işıklar’a ulaşamadığımdan” dert yanmış, kendisiyle tek iletişim yolumuzun Kaymakamlık vasıtasıyla gönderdiğimiz Bilgi Edinme dilekçeleri olduğunu konuşmuştuk…
Madem bu ilçenin bir gazetecisi, bu ilçenin belediye başkanına, 9 aydır hepi-topu üç-beş kere ulaşabiliyor, onunla iletişimini dilekçe yoluyla görmek zorunda kalıyor… “Hal hatır sorma işini bile dilekçeyle göreceğiz” deyip oturmuştum bilgisayarın başına…
“Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın sağlık durumu hakkında bilgi verilmesi” deyip gönderdim dilekçeyi… “Nasılsın Başkan, iyi misin?” demenin “bürokratikçesi”…
Bugün ucu yanık mektupla cevap geldi… Silivri Kaymakamlığı’ndan, Sayın Kaymakam Bey Ahmet Mesut Demirkol’un imzasıyla… “Talebiniz ciddiyetten uzak bulunmuş olup…”
Utandım tabi… Genelde başkaları adına ben utanırım…
Nasılsın Başkan, iyi misin?
***
Hamiş : Cem Güner’in vazifesinden bahsettik ya… Kendisine bu “hammaliye” , bu “ırgatlık” , bu “vatan millet sakarya” , bu “Silivri için elini taşın altına sokma” görevinde başarılar diliyorum.

Kategori :
Anahtar kelimeler: 



